MEKANLAR

Bu yolculuk eminiz ki bir 'Hindistan gezisi' olarak düşündüğünüz herhangi bir şeyden farklı olacak. Görülecek o kadar çok şey, yaşanacak o kadar fazla deneyim var ki! Size elimizden geldiğince tanıtmaya çalışalım maceramızı:


Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan Bahai tapınakları bulundukları yörenin kültürel özelliğini yansıtacak bir mimariyle yapılmaktadır. Bu yüzden Delhi’deki bu tapınak, lotus çiçeği biçimindedir.



Lotus Tapınağının çevresini saran 9 havuzdaki su, doğal bir klima etkisi yaratmaktadır. Lotus çiçeğini oluşturmak için yapılmış olan 45 Lotus yaprağı, tabana alttan bağlı olarak havada asılı duruyormuş hissi veren şaşırtıcı bir mühendislik eseridir. Tapınağın içi son derece sakindir. Bu durum, yapının çok geniş bir iç mekanı olması ve tapınakta konuşmanın yasak olmasından ileri gelmektedir.


 
Bahai tapınakları dünyanın her yerinde bütün ırklar, dinler ve kastlar için 'Tanrıya ibadet'e adanmıştır. İbadet saatlerinde Bahai dininin kurucusu Bahaullah’ın ilk sözleri, felsefesi ve kutsal metinleri okunur. Burada bu ibadetin dışında her zaman her türden ibadet, puja ve meditasyon yapmak sessiz kalmak şartıyla serbesttir.

Aynı zamanda Delhi’nin göbeğinde gizli geyik parkında geyiklerin ve tavuskuşlarının arasında huzur bulacağız.



Seyahatimizin bir kısmını İntegral Yoga'nın yaratıcısı Sri Aurobindo'nun aşramında geçireceğiz. Yoga, meditasyon ve konuşmalar bu sihirli ortamın güçlü enerjileri ile birleşecek.



Sri Aurobindo’ya göre “her şey Yoga’dır”. İntegral Yoga’da bütünleyici bir hayat en küçük detayına kadar kutsal olmalıdır; dış dünyayı değiştirmeyen içsel bir aydınlanmanın dünyaya herhangi bir etkisi yoktur. Yogamızın amacı kendindeki ve dünyadaki mükemmeliği keşfetmektir.

Bu kadar uzaklara gelmişken turistik gezi de yapmadan dönmeyeceğiz tabii ki :)




Ünlü "India Gate"



Kızıl kumtaşı duvarlarıyla 1648'den günümüze gelmiş devasa askeri kale "Red Fort"



Hindistan’ın en büyük camisi olan tarihi Jama Mescid



İnsanlığa şiddetin tek yol olmadığını yaşayarak göstermiş Gandhi'nin müzesi



ve Ganj Nehri kıyısında yapılan şenlikler yaşayacaklarımızın sadece küçük bir parçası olacak.

Görülmesi gerekenler listesinden Taj Mahal de listemizde!

Taj  mahal  1632  yılında  Moğol  imparatorluğun  kralı  olan  Şah Cihan tarafından eşi Mümtaz Mahal  için yapılmış. Mümtaz  Mahal  ve  Şah Cihan ın romantik aşkları eşi  benzeri  görülmemiş  bir aşktır. Bu aşkın görkemliğini Taj Mahal mimarisinin eşsizliğinde ve yapının muhteşem inşasında görebiliriz.







Efsaneye göre Mümtaz Mahal ölmeden önce kendisi için ölümsüz bir eserin yapılmasını istemiştir. Şah Cihan çok sevdiği Mümtaz için eşi benzeri olmayan bir yapı yapacaktır. Taj Mahal’in dış yüzeyinin beyazlığı Mümtaz Mahal’in ruhani temizliğini sembolize eder.



İç yapısı telkarilerle ve muhteşem çiçek motifleriyle süslenmiştir. Masalların gerçek olduğu bu yeri deneyimleyeceğimiz için çok heyecanlıyız!



Delhi’nin en eski ve en kalabalık pazarı Chandni Chowk’ta Hindistan alışverişi ateşimizi doya doya dindirebileceğiz.



Tanrı’nın kutsal konutu anlamına gelen 'Akshardham' Tapınağı, içimizdeki yüceliğe taşla, toprakla ve altınla okuduğumuz şiirlerin güzelliği ile kelimenin tam anlamıyla bizi bizden alacak.






Teleferikle çıkacağımız Mansa Devi Tapınağı manzarası ile nefeslerimizi kesmek için bizi bekliyor.



Yolculuğumuzun önemli parçalarından biri ise her gün her dinden, inançtan binlerce insanın ziyaret ettiği Sufi Hazreti Nizamuddin Dergahı.



Rüyamsı deneyimlerimizden biri de dünyaca ünlü Rişikeş Uluslararsı Yoga Festivali'nin yapıldığı Parmath Niketan Aşramı'nda Ganj Nehri'ne karşı yapacağımız Arati Ritüeli olacak.



Bu sürecin büyük bir bölümünde bize satsangları, kutsamaları ve çocuksu gözleri ile Sri Prem Baba yol gösterecek.



Kutsal nehir Ganj bize dharma kardeşliği yapacak ve ona karşı yapacağımız meditasyonlarda ve konuşmalarda bize bilgeliğini sunacak.


 

Gelelim yolculuğumuzun merkezini oluşturan özel güne: Mahashivaratri
 

Hindistan’da yeni ay çıkmadan bir gün önceye Shivaratri (Shiva’nın Günü) denir. Bir yılda oluşan 12 Shivaratri’ler arasında Şubat-Mart arasında oluşanı spiritüel olarak en önemlisidir. Bu gecede kuzey yarım kürenin konumu kişiye doğal bir enerji akışı olmasını sağlayacak şekilde pozisyon alır. Bu doğanın kişiyi spiritüel zirvesine doğru ittiği bir gündür. İşte bundan faydalanmak için bütün gece süren bir festival yapılır. Bu tüm gece süren festivalin temelini, oluşan doğal enerji akışını desteklemek için omurganızı dikey bir konumda tutmanız ve uyanık olmanız oluşturur.



 
Yoga geleneklerinde Şiva’ya bir Tanrı olarak tapılmaz. Burada Şiva Adi Guru olarak bilinir; bilginin kendisinden ortaya çıktığı ilk Guru. Binlerce sene süren bir meditasyondan sonra bir gün Şiva tamamen hareketsiz bir hale gelmiştir. İşte o gün Mahashivaratri’dir. İçindeki bütün hareket durmuştur, bu yüzden Hintli sofular Mahashivaratiri’yi dinginliğin gecesi olarak bilirler.


 
Efsaneler bir yana, bu günün ve gecenin yoga geleneklerinde bu kadar önem taşımasının sebebi spiritüel arayış içinde olan kişiye sunduğu imkanlardır. Modern bilim bir çok evreden geçip, bugün yaşam, madde ve var oluş, evren ve galaksiler olarak bildiğimiz her şeyin kendini milyonlarca farklı şekilde gösteren tek enerji parçacığından oluştuğunu ispatlama aşamasına gelmiştir.


 
‘Yogi’ kelimesi var oluştaki birliğin farkına varmış olan demektir. ‘Yoga dediğimizde herhangi bir uygulamayı veya sistemi kastetmiyoruz. Var oluştaki sınırsızlığı ve birliği bilmeyi arzulayan her şey yogadır. Mahashivaratri gecesi kişiye bunu deneyimleme şansı sunar.
                                       Haydi tutun elimizi, gidiyoruz!

Shiva'nın Gecesi'nde Hindistan'da!
HEMEN KAYDOL
E-BÜLTEN Etkinlik ile ilgili gelişmelerden haberdar olmak için listemize kayıt olabilirsiniz.